< serveti fünun edebiyatı - hoşgeldiniz - Blogcu





15/4/2008

serveti fünun edebiyatı

 

 

 

SERVET-İ FUNUN EDEBİYATI  (1896–1901)

EDEBİYATI CEDİDE (YENİ EDEBİYAT)

ü                  Recaizade’nin önderliğinde Servet-i Funun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler Tevfik Fikret’in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır.

ü                  Sonraları Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Celal Şahin, Ali Ekrem, Halit Ziya’nı katılımıyla genişler.

ü                  Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler.

ü                  Fransız edebiyatına aşırı bağlı kaldılar.

ü                  Aruz başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece T. Fikret “Şermin” adlı eserini hece ölçüsüyle yazmıştır.)

ü                  Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar.

ü                  Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.

ü                   Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.

ü                  Batı’dan sone ve terza-rima gibi yeni nazım şekilleri ithal edilmiştir.

ü                  Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir.

ü                  Şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.

SERVET-İ FUNUN EDEBİYATININ SANATÇILARI

 

TEVFİK FİKRET(1867-1915)

 

ü                 Kendi akımının ve Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir.

ü                 Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır.

ü                 Fen, bilim, teknik onun kalemiyle şiirimize girmiştir.

ü                 Parnasizm akımından etkilenmiştir.

ü                 Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır.

ü                 Şermin adlı eserinde hece ölçüsünü kullanmıştır.

ü                  Servet-i Funun dan sonra her hangi bir topluluğa katılmamış, bazı sosyal şiirler yazmıştır.

ü                 Türk edebiyatında ilk defa İstanbul’u eleştiren şair olmuştur.(SİS şiiri)

ü                 Mehmet Akif ile atışmışlardır. Oğlu Amerika'ya okumak için gider; ancak papaz olur.

ü                 Eserleri: Rubab-ı ŞİKESTE, Haluk’un Defteri, Rubab-ın Cevabı, Tarih-i Kadim, Doksan Beşe Doğru, Şermin,

 

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866–1945)

 

ü                                          Birçok edebi türde eser vermesine rağmen asıl ününü romanlarda bulmuştur.

ü                                          Sanatlı bir söyleyişi, iyi bir gözlemciliği vardır.

                                   Romanlarında üst tabakanın hayat özelliklerini işlemesine rağmen hikâyelerinde sıradan insanları işlemiştir.

ü                                          Realizm ve natüralizmi benimsemiştir.

ü                                          Eserleri teknik açıdan kuvvetlidir, bu yönüyle romancılığımızın üstadı sayılır.

ü                                          Şiirleri düz yazıya oldukça yakındır.

ü                                          Eserleri : Aşk-Memnu, Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar, Bir Ölünün Defteri, Aşka Dair,Kâbus, Füruzan…

 

CENAP ŞAHABETTİN (1870–1934)

 

ü                 Sanat, sanat içindir görüşünü benimsemiştir.

ü                 Halk arasında birçok dizesi atasözü gibi kullanılmaktadır.

ü                 Dilini süslemiş, kelime oyunları bol, söz sanatları oldukça fazla kullanmıştır.

ü                 Şaire göre “şiir kelimelerle resim yapma işidir”.

ü                 Eserleri: Hac Yolunda, Evrak-ı Eyyam, Tamat, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Afak-ı Irak Tiryaki Sözler.

 

 

 

 

MEHMET RAUF (1876–1931)

 

ü                 İlk psikolojik romanımız olan “EYLÜL”ü yazmıştır.

ü                 Çok fazla bir edebi kimliği yoktur.

ü                 Halit Ziya’nın etkisinde kalmıştır.

 

 

SERVET-İ FUNUN DÖNEMİNİN BAĞIMSIZ İSİMLERİ

 

MEHMET AKİF ERSOY(1873–1936)

 

ü                 Türk edebiyatının en meşhur şairidir.

ü                 Sanat toplum için kullanmıştır.

ü                 Osmanlı toplumunun üzerine serpilen ölü toprağını kaldırmak için gecesini gündüzüne katan mücadeleci fikir adamıdır.

ü                 Hayatı olduğun gibi edebiyata yansıtmıştır.

ü                 Aruzu başarıyla kullanmıştır.

ü                 Epik –lirik şiiri ustaca kullanmıştır.

ü                 İslam birliği (ümmet bilinci) ni yerleştirmek için uğraşmıştır.

ü                 Tek eseri “SAFAHAT”tır.

 

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR(1864–1944)

 

ü                 Realist-natüralist bir yazardır.

ü                 Toplum için sanat görüşündedir.

ü                 Hemen her şey onun eserlerine konu olmuştur.

ü                 Mizaha, günlük konuşmalara çok sık başvurmuştur.

ü                 Ona göre roman sokağın aynasıdır.

ü                 Yabancı hayranlığı, mürebbiye takıntısını, kadın dedikodularını eserlerinde sıkça işlemiştir.

ü                 Eserleri İstanbul merkezlidir. Anadolu yoktur.

ü                 Eserleri: Şık, Mürebbiye, İffet, Şıpsevdi, Gulyabani, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Ben Deli Miyim? Nimetşinas 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »